1 Kasım 2010 Pazartesi

Özyeğin'de 4. Modül -Vol.1-

Ben bu eğitimi alalı bir hayli oldu evet ama şimdi 3. dönem öğrencilerinin derslere başladığını düşünürsek tecrübelerimi paylaşmam iyi bir fikir olabilir.

4. modül "Pazarlama ve Satış" üzerineydi. Bence finans modülü kadar "baba" bir konuydu.
Pazarlama dersini Dr. Selcen Ö. Aykaç verdi. Kendisi hakkında daha fazla bilgiyi kişisel websitesinden alabilirsiniz.

Amerika ve Türkiye'de Phd çalışmaları yapmış ve eğitimi almış olan Selcen Aykaç'tan teoride iyi bir eğitim aldığımı söyleyebilirim. Ancak işin pratik yani kendi işimde uygulanabilirliği noktasına geldiğimde aynı fikirde değilim. Bu derste kendimi daha çok bir "doktora" öğrencisi gibi hissettim. Evet, ben de araştırma yapmayı çok severim. Hatta çocukken bile okumayı en çok sevdiğim şey babamın aldığı ansiklopedilerdi. Ancak, burada çok kısa zamanda en verimli bilgiye ulaşma ihtiyacı olduğundan beklentiler de farklı oluyor. Aldığı eğitim, bilgi donanımı kıskanılacak düzeyde lakin ben pazarlamanın tecrübe edilmiş bir aktivite olması gerektiğine inanıyorum. Salt bilgi ile pazarlamayı bir "pazar araştırması" gibi değerlendirerek 50 yıllık verilerle hareket etmek bugünün piyasa şartları, yeni pazarlama mecraları için vasat bir girişim olur. İşinin uzmanı bir eğitimciden en büyük beklentim ise "İşi uzmanına yaptırın." mesajını vermesine yönelikti. Ancak dersin bir yerinde ürün tanıtımına yönelik ilan çalışmalarının nasıl yapılması gerektiğini anlatması, sanki herkesin kendi işinin tanıtım çalışmasını yürütmesini öğütler nitelikteydi. Ürüne bakan bebek ilanı örneği gibi. Bu örneği tamamlayıcı cümle şu olmalıydı: "Sizin çözüm ortağınız olacak reklam ajansı ve PR şirketi bunu en iyi şekilde yapacaktır."
Çünkü eminim bu örneği verdikten sonra sınıfın en az %50'si ürünü ile bebeği aynı gazete ilanında gördü.
Kendisinin dersinden en çok aklımda kalan iki cümleyi defterime not etmişim, paylaşayım:
  • Müşteri bakış açısıyla ürün pazarlama
  • Ölçemezsen yönetemezsin
Asıl bombalar 3. gün patlamaya başladı. İlk bomba: Sami BUGAY
e-pazarlama ve e-ticaret konusunda bir uzman olmasının yanısıra harika bir eğitmen.
İtiraf edelim; bizim sınıf pek bir atılgan, pek derse iştirak eden bir karaktere sahipti. Hatta Sami Bugay tanışma faslında derse katılmamızı rica etti ama tabi henüz bizi tanımıyordu. Ancak kendisi hem konuşmaları hem de sınıfın ilgisini kontrol etme konusundaki uzmanlığını da bize göstermiş oldu. Ben kendi adıma kendisini tanıdığımdan çok memnunum. (Bir anı: Eğitimden önce kitaplar verildiği ve derslere kimin gireceği belli olduğu için bir ön araştırma yapmış ve Sami Bugay'ın Ka Danışmanlık şirketinin sitesine ulaşmıştım. Sitenin girişinde böyle tarz birinin görseli kullanılmıştı ve ben "Fotoyu gettyimagedan kullanmış" demiştim. Sınıfa geldiğinde fotoğraftakinin Sami Bugay'ın kendisi olduğunu görünce "Pek avrupai çıkmış." diyerek kıvırmaya yönelik yaptığım manevralar pek sonuç vermedi.)
 
E-pazarlama konusunda o kadar bilgiliydi ki anlattıkları klasik pazarlamada dahi kullanılabilecek yöntemlerdi. Yeni mecralar hakkında çok iyi bilgi verdi. e-pazarlamanın avantajlarını dezavantajlarını çok çok iyi anlattı. Zaten inanılmaz bir elektriği var Sami Bugay'ın. Aktif bir insan olması da cabası. Ders aralarında mutlaka müzik yayını yaptı bilgisayarından. Böylelikle sınıfın ister istemez (neden olduğu bilinmez) gerginliğinden eser kalmadı. Bu gerçekten önemli çünkü işimizden, vaktimizden, evimizden hatta hayatımızın bir kısmından fedakarlık edip bu eğitime katılıyoruz ve ister istemez beklentiye bağlı bir gerginlik oluşuyor kişilerde. Bunun yönetimini çok iyi yaptı Sami Bugay.

Kendi anlattıkları yetmezmiş gibi bir de misafirler sığdırdı 1,5 günlük derse.
İlk misafiri Philip Morris S.A. Satış Eğitimi & Organizsayon Geliştirme Uzmanı Sayın Ersin Denizseven.
Böyle ilk gördüğünüzde pozitif bir insan olduğunu anlayabileceğiniz birisi. Neden pazarlama konusunda eğitim verebildiği aşikar anlayacağınız. Pazarlamanın yani global kullanımıyla marketing'in önce kişinin kendisiyle başladığının tipik bir örneği. E-pazarlama kadar klasik pazarlamayla da ilgili çok iyi noktalara değindiğini düşünüyorum. İnternetin kullanımından ve hayatımızdaki yerinden bahsederken ben ‎''Pizzanın evimize polisten daha çabuk geldiği bir çağda yaşıyoruz.'' demiştim. Hak verdi bana çünkü tam da bundan bahsediyorduk. Tesadüfen bu sözü dersten 1 gece önce "Afili Lügat - Hayli İlginç Bir Aforizma Kitabı" adlı kitaptan okumuştum. Denk gelince de söyleyiverdim, iyi oldu. Ama o anda kimin söylediğini unutmuştum şimdi sözün sahibini de paylaşmalıyım. Bu güzel tespit Jeff Marder'a ait. Paylaştıkları için Ersin Denizseven'e tekrar teşekkürler. (Bir insanın soyadı bu kadar güzel olabilir mi?)

Sami Bugay'ın sürprizleri ikinci gün de devam etti ve derse Hızlıal.com'un Genel Müdürü Oktay Yılmaz katıldı.Çok hoş, kendine güveni tam, belki biraz heyecanlı ama bilgi paylaşmaya gelmiş olduğu belli genç bir yönetici. Eskiden insanlar "genel müdür" deyince daha ileri yaşta birilerini bekliyorlardı ama artık devir değişti ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Koltukları gençlere teslim edebilme özgüvenini gösteren firmaların gelecekte daha da büyüyeceğinden eminim.

Konumuza dönersek; Oktay Yılmaz e-ticaret'in nasıl bir şey olduğunu, nasıl yönetildiğini, nasıl bir bilgi birikimine ve teknolojik donanıma sahip olunması konusunda çok güzel bilgiler verdi. İnternette kullanılabilecek ölçümleme sistemlerinden tutun da müşteri kitlesinin belirlenmesine kadar çok çeşitli soruların cevaplarına kendisi sayesinde ulaşmış oldum. Bilgi dağarcığımın gelişmesinde bulunduğu katkılardan ötürü kendisine teşekkür ederim.